BAŞBAKAN YARDIMCIMIZ BEKİR BOZDAĞ | 2018-03-12

BAŞBAKAN YARDIMCIMIZ SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN KATILIMIYLA BARTIN’DA SİYASET AKADEMİSİ’NİN AÇILIŞI GERÇEKLEŞTİ

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ Bartın’da Ak Parti 18. Siyaset Akademisi açılış programına katıldı. Bartın Kültür merkezinde düzenlenen açılış töreni öncesinde Bekir Bozdağ’ı Ak Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Bartın Valisi Nusret Dirim, Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, Ak Parti Bartın İl Başkanı Turhan Kalaycı, İl Genel Meclis Başkanı Kenan Dursun, Emniyet Müdürü Ogün Vural, belediye başkanları, daire amirleri ve partililer tarafından karşılandı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Siyaset Akademinin açılışında yaptığı konuşmada ülke gündemine dair çok önemli açıklamalarda bulundu. 2019 seçimleri sonrasında yeni bir anayasanın sinyallerini de veren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, “2019’dan itibaren de yeni bir sayfa açılıyor, yeni bir yüzyıl başlıyor. 100 yıldır Türkiye’de uygulanan sistem değişiyor yerine yeni bir hükümet sistemi geliyor. Umuyoruz ki 2019 seçimlerinden sonra Türkiye yeni bir anayasa yapmayı da başaran bir tarihi adımı atabilir.” dedi.

“Tarihi bir reformun altına imza attık”

 “Türkiye 16 Nisan 2017’de cumhuriyet tarihinin cumhuriyetin kuruluş yıllarında yapılan reformlarını hariç tutarsak en önemli reformlarından birini gerçekleştirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün liderliğinde büyük reformlar yaptık. Ama daha sonra bu reformları ileri taşıma imkanı hiç bulamadık. Darbeler ve muhtıralar hep yolumuzu kesti. Türkiye demokratik hayatın içerisinde herkesin ve her kesimin kendisini hür hissettiği bir ortamda ne yeni anayasasını yapabildi ne büyük reformlara imza atabildi. AK Parti’nin iktidar olmasından sonraki süreçte belki yeni anayasa yapabilmeyi başaramadık ama Anayasamızın içerisinde yönetim sistemimiz başta olmak üzere pek çok önemli reformu hayata geçirmeyi hep beraber başardık. Bunu da milletimizle beraber yaptık. 2007’de parlamentoda cumhurbaşkanı seçme çoğunluğumuz varken cumhurbaşkanı seçtirmemek için ne dolaplar döndü ve daha önce olduğu gibi cumhurbaşkanı seçimi büyük bir krize yol açtı. Ama 367 utanç kararıyla ama e muhtırayla bu süreci kesmek istediler. Biz geri adım atmadık. Hem 27 Nisan bildirisini yırtıp bu bildiriyi yayınlayanların yüzüne çarptık hem ‘cumhurbaşkanını biz seçeceğiz geri adım atmayız’ dedik. Ama parlamentonun karşısına Anayasa Mahkemesi dikilince yolumuz kapandığı için her zaman olduğu gibi yolumuzu açan aziz milletimize koştuk. Seçim kararı aldık. Cumhurbaşkanlığı seçimini sürekli krize yol açmaktan çıkaran tarihi bir reformun altına imza attık. ‘Cumhurbaşkanını bundan sonra parlamento değil halk seçecek’ dedik.

“Parlamenter sistemde çok bedel ödedik”

21 Ekim’de halk oylamasıyla aziz milletimiz Türkiye’nin en önemli reformlarından birini yaptı ve ‘Türkiye’nin cumhurbaşkanı doğrudan ben seçeceğim’ dedi. CHP ve başkaları demokrasiye inandıkları halde meydan meydan ‘Aman siz buna evet demeyin’ diye gezdiler. Bir yandan demokrat geçiniyorlar öte yandan halkın güçlenmesinin önüne geçmek için buna hayır kampanyası yürütüyorlar, yüzde 69’la Türk halkı büyük bir reformu gerçekleştirdi. Arkasından 10 Ağustos 2014’de Türk tarihinde ilk defa Türk halkı kendi cumhurbaşkanını doğrudan kendi seçmiştir. Halkın doğrudan seçtiği ilk devlet başkanı da AK Parti’nin Genel Başkanı Türkiye’nin Lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.  Belki de bundan daha önemli reformu biz 16 Nisan 2017’de gerçekleştirdik. Hükümet sistemimizi parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine dönüştüren tarihi bir adımı birlikte attık. Parlamenter sistemde çok bedel ödedik. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen arkasından bu adımı attık. Türkiye’nin bundan sonraki sürecinde istikrarsızlık Allah’ın izniyle olmayacaktır. Yeni sistemde milletin yüzde 50+1’inin sigortası Türkiye’nin bundan sonra karşılaşacak sorunlarının çözümü için anahtar rolü oynayacaktır. Bundan sonra Türkiye’de terör örgütlerinin, bölücülerin destekledikleri kişilerin milletin değerleriyle inançlarıyla kavga edenlerin iktidar olma dönemi tamamen kapanmıştır. Millete rağmen tamamen iktidar dönemi de kapanmıştır. Bundan sonra iktidara gelmenin ve iktidardan gitmenin tek yolu var o da Bartınlıların sandıkta ortaya koyacağı iradedir, halk iradesidir. Onun dışında bir değişim yolu yoktur.

“CHP sistemin değiştiğinin farkında değil”

Biz halkı güçlendirdik. Adında halk olan Cumhuriyet Halk Partisi hala sistemin değiştiğinin farkında değildir. Hala parlamenter sistemde olduğumuzu zannediyor. Sistem değişti Sayın Kılıçdaroğlu. Değişim kısmen uygulanmaya da başlandı. Cumhurbaşkanlarının siyaset yapamayacağı yasağı kalktı ve AK Parti’nin Genel Başkanı aynı zamanda bugün Türkiye’nin Cumhurbaşkanıdır. Hala bunlar sistemin değişmediğini zannediyorlar. Kafalarını kuma gömmüşler ‘bu iş böyle değil, böyledir’ diyorlar. Sen kafanı gömsen ne yazar, gömmesen ne yazar. Atı alan Üsküdar’ı geçti.

“2019’dan itibaren yeni bir dönem başlıyor”

Türkiye inşallah 2019’da 1919’u baz aldığımızda yeni bir yüzyılın eşiğindedir. 1919’da Atatürk’ün liderliğinde nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir şekilde milletle beraber ihya edildi ve geleceğin kapıları aralandıysa 2019’dan itibaren de yeni bir sayfa açılıyor, yeni bir yüzyıl başlıyor. 100 yıldır Türkiye’de uygulanan sistem değişiyor yerine yeni bir hükümet sistemi geliyor. Umuyoruz ki 2019 seçimlerinden sonra Türkiye yeni bir anayasa yapmayı da başaran bir tarihi adımı atabilir. Atatürk döneminde yapılan 1921 ve 1924 anayasalarını hariç tutarsanız diğerlerinin tamamı milletin anayasa değil, darbecilerin anayasasıdır. Türk milletinin kendini hür hissettiği bir dönemde yeni ve sivil bir anayasa yapma ihtiyacı vardır. Bugüne kadar yeni ve sivil bir anayasa yapılmasındaki en büyük engel Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. Aziz milletimiz 2019’da yeni ve sivil anayasayı hayata geçirecek çoğunluğu ittifakın arkasına koyacak, yeni ve milli olanlara bizim anayasamızı siz yapın yetkisini ve gücünü sandıkta verecektir. 2023 Cumhuriyetimizin ilanının 100. Yıl dönümüdür. Cumhuriyetimiz yıldönümüne Türk milleti yeni hükümet sistemiyle yeni ve sivil anayasasıyla girmeyi başaracaktır. Buna kimsenin engel olabileceğine inanmıyorum. Milletimizin ve devletimizin cumhurbaşkanımızın güçlü yürüyüşü milletimizin duası ve desteğiyle aynı hızla devam edecektir. Türkiye’de yeni dönem başladı. Seçime dönük hep birlikte hazırlık yapıyoruz. Tüm partiler bunu yapıyor. CHP Genel başkanı da bunu yapıyor, diğer partilerin genel başkanları da yapıyor.

“Siyasette rekabetin yeri sandıktır”

Kılıçdaroğlu’nun bir tekerlemesi var. Hemen hemen tüm konuşmalarında Cumhurbaşkanımıza çağrı yapıyor. ‘Hadi gel. Bir televizyon programına çıkalım. Tartışalım. Yüreğin varsa kaçma’ diyor.  Bunu genel başkan olduğu günden bugüne 2 tane halk oylaması, bir cumhurbaşkanlığı 3 tane milletvekilliği bir de belediye seçimi olmak üzere topla 7 tane seçimi Cumhurbaşkanımıza karşı kaybetmiş olan Cumhuriyet Halk Partisinin Lideri söylüyor. Hani derler ya yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Adam güreşe doymamış habire ‘gel bakalım’ diyor. Sayın Kılıçdaroğlu siyasetin rekabet yeri televizyonun ekranları değildir, siyasetin meydanlarıdır. Siyasette rekabetin yeri sandıktır. Siyasette rekabet edenlerin hakemi de halktır. Madem öyle o zaman çık de ki ‘Ben 2019’da cumhurbaşkanı adayıyım. Cumhurbaşkanı adayı olarak AK Parti ve MHP’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan’la rekabete varım’ de. Yüreğin varsa Halep oradaysa arşın burada.

Millet çatıyı onların başına yıktı”

Televizyon kutularına saklanmaya çalışma çık rekabet yeri sandıktır, hakemi halktır ne derdin varsa anlat. Çıkabiliyor mu meydana hayır. CHP adayını açıkladı mı şimdiye kadar yok. Kim aday olacak? Sayın Kılıçdaroğlu ben aday olacağım diye net konuşabiliyor mu? Konuşmadı. Partililer, yetkilileri de konuşmadı. Niye konuşmuyorlar? Emin olun Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanı kendisini, yetkileri de genel başkanlarını cumhurbaşkanlığına ehil görmüyorlar da onun için bugüne kadar ‘Kılıçdaroğlu adayımızdır’ demiyorlar. Diyemiyorlar. Daha ehil birini arıyorlar. ‘Cumhurbaşkanlığına bizim genel başkanımız ehil değil layık değil’ diyorlar. ‘Tayyip Erdoğan gibi bir pehlivanın karşısına böyle çapsız birini çıkarırsak perişan oluruz’ diyorlar. Bir parti düşünün genel başkanını Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına ehil görmüyor. Bir partinin genel başkanını düşünün kendini Türkiye’yi yönetmeye ehil görmüyor ve milletinden kendinin tercih ettiği birine oy vermesini bekliyor. Millet size niye inansın. Millet iktidar istiyor, Cumhuriyet Halk Partililer iktidar istiyor ama Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı iktidara talip olmuyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Kıvranmalarının altında seçimi kaybedeceklerine dair inançları yatıyor. Bu yüzden meydana cesur bir şekilde çıkamıyorlar. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatı aday koydular ama bu millet çatıyı onların başına yıktı. O gün netice alamadılar şimdi netice almaya çalışıyorlar.

Vatandaş kime oy verdiğini bilsin”

 

 

 

Şimdi ittifak gündemde. AK Parti’yle MHP 2019’da seçime girerken ittifakla seçime gireceklerini açıkladılar. Bir Milli Mutabakat Komisyonu kuruldu. İttifakın yasal zemini ve yasal çerçevesi de çizildi. Komisyonda görüşüldü. Şimdi Genel Kurul’da bu hafta görüşülecek, yasalaşacaktır. Dürüst siyaset yapmak isteyenlere dürüst siyasettin ilkelerini ve esaslarını getirip milletin önüne koyuyor. Milleti aldatmaya gerek yok. Vatandaş oy verirken kime oy verdiğini bilsin. İttifak çalışmaları gündeme geldikten sonra büyük tartışmalar yaşandı. 16 Nisan referandumu öncesinde koalisyonun ne kadar faziletli olduğunu anlatanlar şimdi 2019’un 3 Kasım’ı gelirken koalisyonun ne kadar kötü bir şey olduğunu anlatmak ve AK Parti’yi MHP’yi suçlamak için yeni bir düstur geliştirdiler ve yeni şeyler söylemeye başladılar.

“Yerli ve milli olanlarla ittifak edeceğiz”

Seçim ittifakıyla koalisyon ayrı şeydir. Seçim ittifakı seçime giderken milletin gözü önünde dürüstçe yapılan şeffaf ittifaktır. Koalisyon ise seçimden sonra ortaya çıkan hükümet kurmamamın doğurduğu zaruretin doğal bir sonucudur. Bu sadece bir algı operasyonudur, milletimizi aldatma çabasıdır. Başka da hiçbir anlamı yoktur. AK Parti’nin kurduğu ittifakın karşısında biz ilkeler üzerinde düşünüyoruz diyenler yine milleti aldatıyor. AK Parti ve MHP ilkeler üzerine düşünmedi mi? Biz ilkeleri bir de yasalar üzerine açık açık yazıyoruz. Bunlar ‘Biz şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ diyorlar. Bir araya gelip daha konuşmaktan çekiniyorlar. Neden? Birbirinize benzemez yapılar. Bir taraftan Saadet Partisiyle flört ediyorlar. Öte yandan PKK’nın Meclis’teki uzantısı partiyle flört yapıyorlar. Öte yandan da vatansever Cumhuriyet Halk Partililere ‘Bizi görün ha’ diyorlar. Nasıl görecekler sizi? Evlatlarını şehit eden terör örgütünün uzantılarıyla aynı masada mı görecekler sizi? Meclis’te ‘Afrin’de sivilleri öldürüyorlar’ diyorlar. Bunu terör örgütleri diyor. Başka kim diyor? Meclis’teki uzantıları diyor. Bir sivilin dahi burnu kanamadığı halde terör örgütünün propagandasını orada yapıyorlar. Korkuları bu benzemezleri bir araya getirmenin CHP tabanına anlatmanın verdiği zorluktandır. Ondan korkuyorlar. Açık olalım, milletimizi aldatmayalım. Biz açığız, yerli ve milli olanlarla 2019’a giderken ittifak edeceğiz ve milletimizden öyle oy isteyeceğiz. Öyleyse sizde açık olun.

“Demokrasilerde kilit parti falan olmaz”

Şimdi bir kavram çıkmış A Partisi kilit parti, B Partisi kilit parti diye. Demokrasilerde kilit parti falan olmaz. Hele Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde hiç olmaz. İktidar olma hak ve yetkisini doğrudan halkın sandıkta verdiği bir sistemde kilit parti olmaz. Türk demokrasi tarihinde dünde, bugünde, yarında kilit olan seçmendir, millettir. Seçimin kaderi partilerin değil seçmenlerin elindedir. Parti genel merkezleri seçmenlerin hür iradelerine ipotek koyamazlar. Son dönemde AK Parti ve Cumhurbaşkanımıza en çok iltifat ettiği parti Saadet Partisi. Başka zaman kapılarından koymazlar ama 16 Nisan öncesinde olduğu gibi yeniden iltifat ediyorlar. Onları sevdiklerinden iltifat etmiyorlar. Necmettin Erbakan’ı sevdiklerinden, onun temsil ettiği adil düzen anlayışını sevdiklerinden değil, bu köhnemiş zihniyetin sahipleri AK Parti’ye zarar vermek ihtimaliniz olduğu için size değer veriyorlar.

 

“Yargı millet adına onlardan hesap soruyor”

28 Şubat darbesinde Necmettin Erbakan ve onun yol arkadaşlarına dünyayı dar eden bu CHP’ydi. 28 Şubat darbesinin sokaktaki ve Meclis’teki en büyük alkışçısı ve destekçisi CHP’ydi. Başörtülü kızlarımızı üniversiteden almak için üniversitelerde ikna odaları kuranlar sonradan CHP’den milletvekili oldular. İmam hatiplerin kökünü kazıyacağız diyen gene bunlardı. Kesintisiz eğitimi hak ve adalet diye savunan yine bunlardı. Ne değişti? 28 Şubat’ta Refah-Yol iktidarının düşmesini sivil kanat olarak destekleyenler bunlardı. AK Parti, 28 Şubat’ın bütün zararlarını ortadan kaldıran adımlar attı. Şimdi 28 Şubatçılar millet adına Türk yargısına hesap veriyorlar. Yargı millet adına onlardan hesap soruyor.

Haberler sayfasına dön