İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI | 2017-12-10

MİLLETVEKİLİ YILMAZ TUNÇ'TAN İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI

“İNSAN HAKLARI ALANINDA SESSİZ DEVRİM GERÇEKLEŞTİRDİK”

AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Yılmaz Tunç, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Tunç mesajında; "Türkiye AK Parti iktidarında insan hakları alanında sessiz devrim gerçekleştirmiştir" dedi.

Milletvekili Tunç mesajında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarihinde ilan ettiği ve Türkiye'nin de imzaladığı, tüm insanların doğuştan hür ve eşit olduğu hakikati üzerine bina edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin anlamının dünya kamuoyunca paylaşılması amacıyla 10 Aralık tarihinin Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmasının önemine dikkat çekerek;  İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, diktatörlerin ihtirasları uğruna, soykırımların ve kitlesel bombardımanların milyonlarca masum insanın hayatına kıydığı 2. Dünya Savaşı gibi felaketlerin bir daha yaşanmaması için oluşan evrensel mutabakatın eseri olduğunu söyledi. 

İnsan Hakları Evrensen Beyannamesiyle, hangi dil, din, ırk, renk, cinsiyet, etnik köken veya siyasi düşünceden olursa olsun bütün insanların hürriyet ve haysiyetlerinin teminat altına alınmadan evrensel barışa ulaşılamayacağının açıklandığını belirten Milletvekili Tunç, beyannameyle, insan hakları alanı devletlerin sorgulanamaz egemenlik yetkilerinin dışında kabul edilmiş ve insan hakkı ihlâllerini önlemek tüm ulusların ortak sorumluluğu haline gelmiştir dedi. 

Milletvekili Yılmaz Tunç mesajında devamla şunları söyledi:

"İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri her ülkenin kabul etmesi ve uygulaması gereken evrensel değerlerdir. Özellikle 15 yıllık AK Parti iktidarında insanımızın tüm hak ve hürriyetlerden tam manasıyla istifade edebilmesi için çok kapsamlı reformlar gerçekleştirilmiş ve bunların uygulamaya eksiksiz yansıtılabilmesi ve toplum tarafından benimsenebilmesi için yeni bir "kurumsal yapılanma" sürecine girilmiştir.  

Son 15 yılda gerçekleştirilen ve "sessiz devrim" olarak nitelenebilecek bu reform sürecinde Anayasamızda 2001 yılından bu yana önemli değişiklikler yapılmış Anayasanın 90. Maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklikle, Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı düzenlenmiştir.

İnsan Hakları ve hukukun üstünlüğü alanında özellikle 2009 yılından beri reform süreci yeni bir ivme kazanmıştır. Anayasa değişiklikleri, yargı reformu stratejisi, insan hakları alanında bağımsız kurumsallaşma, din ve vicdan özgürlüğü, dinler ve kültürler arası diyalog, hoşgörü ve saygı ikliminin geliştirilmesi ve ayrımcılıkla mücadele konularına özel bir önem ve öncelik verilmiştir.

2012 Yılı, insan haklarının kurumsallaşması yılı olmuştur. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmak üzere Türkiye İnsan Hakları Kurumu kurulmuş ve üyelerinin ataması gerçekleştirilmiştir. Türkiye İnsan Hakları Kurumu ile birlikte, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin uluslararası insan hakları standartlarına uygunluğunun sivil toplum eliyle incelenmesi ve değerlendirilmesine imkân sağlanmıştır. 

12 Eylül 2010 referandumu ile gerçekleştirilen Anayasa değişikliği anayasal statüye kavuşturulan Kamu Denetçiliği Kurumu 16 Haziran 2012 tarihinde kurulmuş ve Kasım ayı sonlarında Başdeneçti ve denetçilerin seçimi yapılmıştır. Böylece, kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturulmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak mümkün hale getirilmiştir. 

2012 Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmasına imkân sağlanmış ve 23 Eylül 2012 itibarıyla uygulama yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması ile iç hukuk yollarını tüketen vatandaşlarımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat etmeden, kendi ülkesinde Anayasa Mahkemesi ile haklarının korunması amaçlanmıştır.

"İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın" anlayışıyla kökleşen yönetim geleneğimizin, çağın en yüksek hukuk standartları ile günümüz Türkiye'sinde yeniden hayat bulması için çalışan hükümetimiz, sadece vatandaşlarımızın değil tüm dünya insanlarının haklarıyla ilgilenmektedir. Nerede yaşanırsa yaşansın gerçekleşen insan hakları ihlalleri sadece o ülkenin sorunu değil tüm insanlığın ortak sorunu olduğu için, başta yaşama hakkı olmak üzere bir devletin kendi vatandaşları da olsa yapmış olduğu ağır insan hakları ihlallerine kayıtsız kalınmamakta, mağdur ve mazlumun bu konuda yükselen sesi ve uluslararası arenada insan haklarının ve adaletin savunucusu olmaktadır. Sadece ulusal alanda değil uluslararası arenada da insan hakları ve adalet izlemiş olduğu politikaların temel "eksenini" oluşturmaktadır.

Sadece kendi hakkı veya çıkarı için değil, başkalarının hakkı ve çıkarı için de mücadele edebilen, her türlü haksızlığa karşı onurlu ve dik durabilen sorumlu insanların ve kuruluşların çoğalması, hak ve hürriyetlerin dili, dini, ırkı, rengi, düşüncesi, cinsiyeti ne olursa olsun herkes için olduğu gerçeğinin tüm dünyaca kabul edilmesi dileğiyle tüm insanların 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü kutluyorum."

 

Haberler sayfasına dön